20 Kasım 2013 Çarşamba

End Of The Road

Şimdi geldik işin en duygusal kısmına. Amerika'da son günlerimi yaşıyorum.
Yani sanki uyumuşum da rüya görmüşüm birazdan uyanacakmışım gibi bir his.
İşte o gece havaalanında kalmayı düşünüyoruz falan. Biraz macera yaşayalım dedik.
Aslında o gün benim en eğlendiğim ve en fazla tecrübeye sahip olduğum gün de diyebilirdim.
JFK'yi ezbere biliyorum artık. Hava treni gibi yine bir karmaşık ulaşım aracına bindik falan. Nihayetinde çözmesi zaman alsa da yine bir tecrübe olmuştu bana.
JFK'de o gece kalıcaz kafaya koyduk. Bavulları emanete verdik. Yerimizi hazırladık. Bekliyoruz. Uçağıma daha 23 saat var.
Bizimle birlikte havaalanında kalmayı düşünen birçok wat öğrenci var tabii. Ve birçoğu da türk.
Tanıştık tabii ki hepsiyle. Zaten nasıl bişeyse insan tipinden anlıyor "aaa bu da türk" diye.
3 arkadaşla tanıştık. tesadüfe bak ki bir tanesi hani ilk günümde benimle birlikte taksiye binen bir türk kızı anlatmışım. O da Maine'e gidiyodu. Heh işte o kızla aynı yerde çalışmış. Tesadüfler tesadüfler.
Birinin ablası benimle birlikte bigadan mezun olmuş falan. Yani neredeyse akraba çıkacaktık arkadaşlarla.
Heh işte onlarla havaalanında kaldık. Biraz soğuk oldu, zor oldu falan ama eğlenceliydi sonuçta.
Neyse sabah oldu uçağıma 10 saat kaldı. NYC'ye bir daha gidelim hediyelik eşya falan alalım dedik.
Ben de tabii paralar suyunu yavaş yavaş çektiği için pek fazla bişey alamadım (bu yüzden çoğu arkadaşımdan özür diliyorum.)
Neyse geri döndüğümüzde uçağıma 4 saat falan kalmıştı. Bavulumu emanetten aldım. Terminal 1'den Terminal 4'e geçmem gerek. THY orada çünkü.
Neyse Terminal 1'in önünden havaalanı metrosuna bindim (bunlara bi ad vermişlerdi ama unuttum şu an neydi) Terminal 4'e gidicem.
Şansa bak ki en sevmediğim millet olan hint havayolları da THY ile aynı terminaldeymiş. Ve dolmuşun için full hintli. Ama öyle değil. Bildiğin hani turuncu kumaştan giydikleri hani hint fakirlerinin giydiği kıyafetler var ya onlardan. Yani size diyim oradaki insanları örten sadece bir parça kumaş normalde çıplaklar. Sanırım inançları gereği yıkanmadıkları için dolmuşun içi insan ölüsü gibi kokuyordu. Giydikleri terlik ise ben size diyim takunya ama üstünde bilyeli bişey var parmaklırını ona geçirmişler yaa anlatamıyorum tuhaf bi kıyafet işte. Hepsi bu şekilde giyinmiş.
Yaa diyorum işte benim kadar humanist insan olmasın ama bu hintliler soğuttu kendinden yok sevmiyorum, sevemiyorum.
Artık şofor dolaştıkça dolaşıyor. Havalandırma açık ama koku bir türlü gitmiyor. Bir dolu hintli. Ve ben onlarla son durağa kadar gidicem .Artık midem son raddeye geliyor, kustum kusucam. Tamam geliyoruz Terminal 4'e.
Hemen kaçar gibi iniyorum. THY'nin önünde sıraya giriyorum. THY'yi kullanan benden başka türk yok (yaa niye kullanmıyosunuz arkadaşlar ben de bunu anlamıyorum. kampanyaları takip edin ucuza bilet alın. alman havayolları çok mu ucuza veriyo bileti sanki)
Neyse işte sıradayım. Saatin gelmesini bekliyorum.
*******
Blogu takip etmeye devam edin çünkü uçaktaki ayrıntıları ve aklıma gelen amerika anılarımı paylaşacağım daha. Dolu dolu 4 ay geçirdim tabii ki bu kadar değildi.
Hemen aklıma gelmiyor. Geldikçe burada paylaşacağım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder