Çalıştığım otelde hem garsonluk yaptım hem de bulaşık yıkadım. Gerçekten yorucu işler yaptım ama inanın oradaki çalışanlar bana bunu hissettirmedi. Herkes mutlu herkes eğlenceli. Çalışmıyoduk eğleniyoduk biz.
Bu sistemin türkiyede de olmasını diliyorum.
Mesela patron çok stresli anlarımızda gelip bizi güldürmek için elinden geleni yapardı. Ayrıca patronla enseye tokat bi ilişkimiz vardı.
Restaurantta çalışmamın bi avantajı tüm amerikan yemeklerinden yiyebilmiş olmamdı.
Bir kere ekmekleri çok yumuşak, ayrıca bildiğiniz gibi amerikan yemeği dediğimiz şey fast foodtan oluşuyo.
Ben size birkaç amerikan yemeğinden bahsedeceğim:
Mac and Cheese;
Peynirli makarna başka bişey değil.
Chili con carne;
Siyah fasulye, chili biberi, kıyma.
Lobster;
Istakoz. Maine dünyanın en güzel ve ünlü ıstakozuna sahip.
Pancake,
Bildiğimiz krep.
Quasadilla;
Krep içine tavuk, et veya lobster. Mantar,soğan ve biber.
Bu yemeklerin dışında sürekli hamburger ve hot dog'ta tüketiyoduk. Yemek kültürleri bu kadar.
Yani kültür diye bişey yok zaten. Ki onlar da farkında zaten.
Sulu yemek anlayışı da yok. Çorba yapıyolar ama görseniz yemek dersiniz. Ben mısır çorbası içmiştim. Gerekten güzeldi. Ama mısır taneleri ve brokoli bütün bütündü içinde bi garipti ama güzeldi.
Bu arada orada çalışırken sos kültürünü de iyi öğrendim. Arkadaşlarla yemek yerken bufalo sos koktu diyebiliyorum mesela. :D
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder