13 Ekim 2013 Pazar

New York ve Metroları

"Lütfen sıkı durun" mu demişim. Ayy ne kibarım. Haber sunuyorum zaten burda.
Yaa new yorka giriş yaptım işte. Neyse ne diyodum. Metro...
Ahh evet. Dedim ben brooklyn'e gidicem. Herkes yardım etti sağolsun ama bana 5 farklı şey söylediler. Hadi bakalım hangi yoldan gidicem.
Bindim metroya. Yanımdaki ablaya sordum "brooklyn'e mi kardeş" "-he öyle, nirden" dedi. Öyle değil tabi abla evet brooklyne gidiyoruz dedi. Nerde incem dedim, yani hangi durak ?
Son durağa kadar git kızım dedi, hemen indi gitti. Hadi ablayı dinleyelim bakalım.
Son durağa kadar gittim. İndim. Eee Mannathan yazıyo burda. Vaay bitch. Yanlış yoldaymışım.
Zaten anlamalıydım ablanın tavrından. Yanlış durak. Orda sordum birine "ben brooklyn'e gidiyorum". Taa öteki uca gideceksin dedi. Hadi bakalım. Bindim yine. Diğer son durağa gidiyorum. Şaka değil valla bunu yaşadım ben. Elimde de bir bavul, bir el çantası ve sırtımda sırt çantası. Ben ordan oraya koşturuyorum. Eşyalar artık o kadar ağırlaştı ki bana kendimi bi Herkül, bi Seyit onbaşı gibi hissediyodum artık. "Hadi Serel yapabilirsin, hadi aslanım." modundayım.
Öteki uca gittim tamam brooklyn diyo... Diyo da brooklyn'de 50 tane durak var. Eee ben nerde incem. Son durak gideceğim yere çok uzakmış, demediler bana bunu. Çıktım subwayden dışarı taksi arıyorum. Bindim taksiye götür beni buraya dedim. Bunaldım. 2 uzun metro yolculuğu yordu valla beni. Amca Suriyeli çıktı. Muhabbet falan. Sonra baktı gpsine, dedi ki kızım gideceğin yer çok uzak deli misin in arabamdan. Aaaa noluyoz be dur. Adam durdu yolun ortasında bavullarımı yere attı gitti. Ayy uyuz seni. Defol git. -Defol kızım deli misin sen uğraştırıyosun beni.
A aa böylesini de yeni gördüm. Neyse nerde indiğimi bilmiyorum geziyorum aylak aylak. Zenci bi postmane adresi gösterdim. Metroya bin dedi yine. Yaa yine mi.
Başka çare yok. İndik yine subway'e. Ben bi taraftan yol soruyorum bi taraftan da sırtımdaki sırt çantası kopmaya çalışıyo. Ve olan oldu sırt çantası koptu. Zaten aksilikler toplu halde gelir ya. Çekmekten bavulun çekme yeri kırıldı. Pes ettim. Artık yani ben de insanım. Pes etmeliydim. Oturdum ortada bi yere. Birden bire allahım melek midir neyse kel bi adam geldi "yardım edeyim size" dedi. Ben şaşkın tabi, adresi aldı elimden. Hemen anlattı "şunu yapcaksın, şurdan gitceksin" falan. Anaa adama bak. Nasıl kolay anlattı.
Şimdi benim önce J trenini bulmam gerekti. O benim kabusum oldu.
O kırık bavullarla yüklendim. J trenini arıyorum. Tamam durağı buldum ama hangi yöne gidicem. Hadi gene zenci bi abiye sorarsın. Tamam dedi doğru yoldasın. Ohh be dedim. Bindim J trenine. Brooklyn'e geldim gelmesine de benim ineceğim sokak başka. Neyse bi şekilde buldum doğru treni .Bulana kadar da toplam 3 tren değiştirdim. Ve toplam 5 kere metro yolculuğu yapmış oldum o gün. Ne lanet bi gündü. Bu arada bavul niye kırılıyo tam o an yaa. Neyse sinirliyim falan. İndim. Yine bi zenciden yardım istedim. Taksi çağırdı sağolsun. Gideceğim yere vardım sonunda.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder